turkce

Sn. Hakan AKÇAM’ı Makamında Ziyaret Ettik.

Sn. Hakan AKÇAM’ı Makamında Ziyaret Ettik. 1600 900 hbtlc_user

Sayın Cumhurbaşkanımızın kararnamesiyle 18/09/2024 tarihinde kurulan Tüm Emlakçılar Danışmanları Birliği (TEDB) Başkanlığına atanan Sn. Hakan AKÇAM’ı makamında ziyaret ettik. Emlak sektörünün geleceği ve TEDB’nin faaliyet alanları üzerine istişarede bulunduk.
Tüm Emlakçılar Birliği Ulusal ve uluslararası gayrimenkul yatırımında tek söz sahibi olan en üst Kuruluştur ve Türkiye’nin her il ve ilçesindeki yapılanmasını çok kısa sürede tamamlamış bulunmaktadır. Yurt dışı yapılanmasında ise, KKTC, Birleşik Krallık, İngiltere ve Azerbaycan atamaları yapılmış bulunmakta olup, diğer yatırımcı ülkelerle ilgili yapılanma süreçleri devam etmektedir.
Son yıllarda stratejik öneme haiz Türkiye’ye, Türk vatandaşlığının kazanılması konusunda en hızlı ve net çözüm olması sebebiyle, Çinli girişimci ve yatırımcıları başta olmak üzere, yabancıların ilgisi giderek artmaktadır. Bu anlamda, çözüm ortağımız olan TEDB ile gerek Türk Vatandaşlığının kazanılması için yapılacak gayrimenkul yatırımı ve gerekse bireysel/ticari gayrimenkul, Fabrika ve depolama alım, kiralanması ve satılmasında profesyonel hizmet veren Türkiye’nin en üst çatı kuruluşu ile birlikte çalışıyor olmak bizim için güvenirlik ve hızlı çözüm için çok anlamlı ve önemlidir.

Olaylara Bakış ve Çözüm -2

Olaylara Bakış ve Çözüm -2 1245 713 hbtlc_user

Olaylara Bakış ve Olayların Çözümünde Gözden Kaçmaması Gereken Temel Düsturlar

2.    Delillerin Önemi

Her etkileşim, suç mahallinde belirli izler bırakır. Locard’ın prensibine göre, herhangi bir temas mutlaka bir iz bırakır. Bu izler, suçun çözülmesi için son derece önemlidir. Ancak, bu izleri tespit etmek, detaylı bilgi ve uzmanlık gerektirir. Delil toplama süreci titizlikle yapılmalıdır çünkü küçük bir hata bile soruşturmanın seyrini değiştirebilir.

Deliller, olayın aydınlatılmasında temel unsurlardır. Fiziksel izler, tanıklık ifadelerinden daha güvenilirdir çünkü somut kanıtlar sunarlar. Fakat tanıklar da olayın anlaşılmasında önemli bir rol oynar. Ancak tanıklık, subjektif bir deneyimdir ve hatırlama süreci zamanla değişebilir. Bu nedenle, tanık ifadeleri bazı durumlarda zayıf kalabilir.

Günümüzde, birçok dava tanık ifadelerine dayanarak sonuçlanmaktadır. Bu durum, delil toplama ve inceleme sürecine gereken önemin verilmediğine işaret edebilir. Oysa ki adalet sisteminde, maddi delillerin tanık ifadelerinden önce gelmesi gerekmektedir. Çünkü maddi deliller, daha nesnel ve somut bilgiler sunar.

Sonuç olarak: “Her temas iz bırakır (Locard). İzler (Deliller) olayı aydınlatan unsurlardır. İzleri tespit etmek ise uzmanlık ve maharet ister. En zayıf iz ise tanıktır. Ancak, günümüzde dahi pek çok hüküm maalesef ki, delil araştırması yerine tanık anlatımları esas alınarak kurulmaktadır.”

Olaylara Bakış ve Çözüm -1

Olaylara Bakış ve Çözüm -1 2048 2048 hbtlc_user

Olaylara Bakış ve Olayların Çözümünde Gözden Kaçmaması Gereken Temel Düsturlar

1.    Olayın Sebebi

Her olayın arkasında yatan bir sebep veya sebepler mutlaka bulunmaktadır. Bu durum, hem gündelik yaşamda karşılaştığımız sıradan olaylar hem de karmaşık suç vakaları için geçerli bir gerçektir. Bir olayın oluşumuna etki eden faktörleri anlamak, o olayı daha iyi kavrayabilmemize olanak tanır. Bu nedenle, her olayın sebep zincirinin dikkatlice kurulması, bu zincirdeki her bir halkayı titizlikle incelemek büyük önem taşır.

Özellikle suç bilimcileri ve araştırmacılar, bir cinayetin ya da başka bir suçun ardındaki motivasyonları belirlemek için olayı derinlemesine analiz etmelidir. Bunun için, olayın meydana geldiği bağlamı, zaman dilimini, yerel koşulları ve ilgili kişilerin psikolojik durumlarını göz önünde bulundurmak gerekir. Tüm bu unsurlar, olayın anlaşılmasına katkı sağlar ve suçun çözümünde kritik bir rol oynar.

Her olayın dayandığı bir sebep mutlaka vardır. Bu olaya sebep/sebepler ne olabilir zinciri kurulmalı ve tek tek en ince ayrıntısına kadar irdelenmelidir. Birçok başarılı cinayet dedektifi, olayların karmaşıklığını çözebilmek için bu tür detaylı incelemeler yapmaktadır. Emniyet Teşkilatının yetiştirdiği, üstün becerileriyle tanınan bir cinayet dedektifinin kaleme aldığı ve herkesin özellikle de her suç bilimcinin mutlaka okuması gereken Fenomen isimli polisiye romanında da vurgulandığı gibi, “Sebebi bulan konuyu çözer” (E. Taştekin, 2024, Fenomen sayfa 35).

Soruşturma Ve Yargılamadaki İlkeler

Soruşturma Ve Yargılamadaki İlkeler 1792 1024 hbtlc_user

Ceza soruşturma ve yargılama dosyalarında dikkat edilmesi gereken hususlar ve ilkeler;
1-) Şüphelinin vereceği üç ifade çok önemlidir. Kolluk ifadesi, Savcılık ifadesi(Bazen kolluk ifadesi ile yetinilebilebilir) ve İlk derece Mahkemesinde verilen sorgulama ifadesi. Bu üç ifadenin de avukat desteği ve nezaretinde verilmesine azami dikkat edilmesi gerekir.
2-) Bu üç ifadeden en önemlisi de verilen ilk ifadedir. Bu ifade tüm yargılamanın mihenk noktasını oluşturur. Sonra ifade değişikliği yapılsa da, inandırıcılığı tam olmaz. ”Karakolda doğru söyler, Mahkemede şaşar” deyimi de bunun eseri ve göstergesidir. Dolayısıyla ilk ifade mümkün mertebe avukattan hukuki destek alınmadan verilmemelidir.
3-) Müdafi Avukat, hukuki destek verirken, olayın bütününü, en ince ayrıntısına kadar şüpheliden edinmeli, henüz yakalanmamış ise, sözlü anlatım dışında kendi yazılı beyanını da almalıdır. Şüpheli, genelde farklı olaylar geçmişi varsa, gerçekleri anlatıp hukuki destek istemek yerine, kurguyu kendisi kurup bu kurguya göre avukata yön vermek isteyebilir. Bu durumda, sonraki gelişmeler şüpheliyi daha zora sokabilir, hatta yapmamış olduğu fiillerin dahi kendi üzerinde kalmasına sebebiyet verebilir, yada fiil aynı bile olsa hafifletici sebepler, etkin pişmanlık gibi lehe hükümlerden mahrum kalabilir. Bu nedenle olayın gerçek öyküsü çok önemlidir.
4-) Bu doğrultuda, Avukat, müvekkilinin neyle suçlandığını ve eldeki mevcut delilleri tespit etmeli, Olayda delil olabilecek tüm hususları not almalı, gerekirse olay yeri incelemesi ve delil toplama uzmanının fikirlerine başvurarak, bu konularda yapılması gerektiğini düşündüğü araştırma taleplerini oluşturmalı ve olay kurgusunu buna göre kurmalıdır.
5-) Şüphelinin vereceği ifade, tanık ve delil olabilecek hususları içerecek şekilde kısa, öz ve net ifadeler içermeli, gereksiz anlatımlara girilmemelidir. Çünkü gereksiz anlatımlar süreçte olayı özünden uzaklaştırıp, farklı şüpheli olabilecek yeni sorulara sebebiyet verebilir.
6-) Dosya hakkında gizlilik kararı varsa, şüphelinin anlatımlarına göre, Avukat olay kurgusu doğrultusunda, ifadeye hukuki destek vermeli, dosyada kanunen alabileceği hususları ve belgeleri temin etmeli, objektif delil olabilecek hususların- olay yeri inceleme, otopsi, görgü ve tespit tutanağı, olay yeri inceleme raporları vb.- dosyaya kazandırılmasını sağlamalıdır.
7-) Şüphelinin ifadesinde geçen hususlarla ilgili, olay tanıklarının dinlenmesi ve diğer araştırma taleplerini (HTZS/BAZ, MOBESE, PTS kayıtları, görüntü kayıtları, ses analizi, veri kurtarma, Grafolojik inceleme, dijital materyal incelemesi, atış artıkları, otopsi raporu, keşif vs) bir bütün olarak mutlaka daha ilk baştan iletmelidir. 😎 Dosyaya yeni gelen belgeler doğrultusunda, yeni araştırma taleplerini de vakit geçirmeden istemelidir.
9-) Delil durumuna göre KYOK Kararı verilmesi, ön ödeme hükümlerinin uygulanması veya uzlaşmaya tabi suç veya suçlar olduğunu düşünüyor ise, bunu da Soruşturma makamına bildirmelidir.
10-) İddianamenin ortaya çıkması ve davanın açılması ile birlikte ise, gizlilik kararı kalkmış olacağından, artık sanık statüsü alacak olan müvekkilinin ilk savunmasını dosya bütünü üzerinden yeniden şekillendirmeli, araştırma taleplerini yeniden güncellemeli ve ilk duruşmada bu taleplerini Mahkemeden talep etmelidir.
11-) Avukat Tutuklanma ihtimali varsa, ona dair veri olabilecek hususları (Sabit ikamet sahibi oluşu, kendi rızasıyla gelmiş olması, kaçma ihtimalinin bulunmayışı, evin geçimini sağlamak zorunda oluşu, ailesinden varsa yaşlı ve bakıma muhtaç kişilerin rapor bilgileri, kendisinin hastalık durumunu gösterir raporlar) belgeleri ile birlikte soruşturma makamı/sorgu hakimliğine sunulmalıdır.
12-) Avukat esasında, bu araştırma talepleri ve olay kurgusuyla soruşturma ve yargılamada dosyanın şekillenmesine yön verir ve Savcılık ve Yargılama Makamının işini kolaylaştırır.
13-) Ancak, Avukatlar tarafından, Soruşturma ve yargılama aşamalarında delil olabilecek araştırma talebi, teknik ve uzmanlık bilgisi gerektirdiğinden, nelerden, ne gibi delillerin oluşabileceğinin bilinmemesi/bilinememesinden kaynaklı olarak, çoğunlukla tam olarak istenememekte ya da eksik veya yanlış kalmaktadır.
14-) Bu farkındalığın oluşmamış olması sebebiyle, Avukatların önden bilirkişi ve uzmanlık raporları sunması maalesef halen de çok az başvurulan bir yoldur. En çok başvurulan yol ise, akademik titri olan bir Akademisyenden Hukuki mütalaa alarak dosyaya sunmaktan ibaret kalmaktadır.
15-) Bu sebeplerle de, genellikle, araştırma talepleri ilgili makamlardan istenir ve onların bu yönde karar vermesi beklenir. Ancak, teknik izahı tam yapılmadığından/yapılamadığından ve gerekliliği konusunda aydınlatıcı bilgi verilmediğinden/verilemediğinden, Savcılık/Mahkeme heyeti tarafından, soruşturmaya/yargılamaya farklı bir şey katmayacağı gerekçesiyle reddedilebilmektedir.
16-) Bu açıdan, önden bilirkişi ve uzmanlık raporu sunmak suretiyle, yeni bir resmi bilirkişi ve uzmanlık raporuna başvurulmasını istemek, avukatlar tarafından mutlaka yaygın hale getirilmelidir.
17-) Bunun bilincinde olan Profesyonel Hukuk Ofisleri, Ceza, Hukuk, Ticaret, Uluslarası Tahkim, İcra, Telif hakları gibi departmanlar üzerinden faaliyetlerini sürdürmektedir.
18-) Ceza dosyaları departmanı da kendi içerisinde, Teoriyi iyi bilen akademik kadrodan, pratiği yaşamış olan ve kürsünün diğer yanında yer almış olan soruşturma ve yargılama birimlerinde çalışmış olan kadrodan, teknik ve delil konusunda ise, delil toplama ve değerlendirme birimlerinde çalışmış olan veya Uzman teknik kadrodan oluşmalıdır.
19-) Olay, daha ilk baştan bu üç birimin süzgecinden geçirildikten sonra kurgulanır ve ona göre şekillenirse, en iyi sonuç elde edilmiş olur.
20-) Çünkü; Bir suçtan az ceza almak, cezai ve evrensel hukuk kurallarını ve yerleşik içtihatları iyi bilmekten, Beraat Kararı almak ise, Delil toplamak, toplatmak ve delilleri iyi okuyabilmekten geçmektedir ki, bu da Uzmanlık gerektirir.

Cumhuriyetimizin Kuruluşunun 101. Yılı Etkinlikleri

Cumhuriyetimizin Kuruluşunun 101. Yılı Etkinlikleri 1599 1200 hbtlc_user

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 101. yılı etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen boks turnuvasına katılım sağladık.

Turnuvaya katılım sağlamak, bizler için büyük bir gurur kaynağıydı. Boks, disiplin, özveri ve azim gerektiren bir spor dalı olarak, Cumhuriyet’in değerleriyle örtüşen bir karaktere sahiptir. Gençlerimizin bu spora olan ilgisi, gelecekte daha büyük başarıların habercisi olmaktadır.

Tüm boks camiasına başarılar diliyoruz. Bu tür organizasyonlar, sporun birleştirici gücünü gözler önüne sererken, Cumhuriyetimizin değerlerini genç nesillere aktarmak için harika bir fırsat sunuyor.

Gelecek etkinliklerde tekrar bir araya gelmeyi umuyor, tüm sporcularımızı ve destekleyenleri tebrik ediyoruz. Cumhuriyetimizin 101. yılı kutlu olsun!

Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları

Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları 1600 1200 hbtlc_user

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 101. Yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenmiş olan tavla turnuvasına
katılım sağladık. Sırada halı saha turnuvası var. Sahalarda buluşmak dileğiyle, Cumhuriyet Bayramımız
kutlu olsun.

Cumhuriyetimizin 101. Yılı Kutlu Olsun

Cumhuriyetimizin 101. Yılı Kutlu Olsun 1600 1200 hbtlc_user

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 101.

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

Özel Güvenlik Tanıtım

Özel Güvenlik Tanıtım 1024 1024 hbtlc_user

TÜRKİYE’DEKİ ÖZEL GÜVENLİK UYGULAMASINA GENEL BAKIŞ;
1-Türkiye’de Özel Güvenlik, Kamu Güvenliğini tamamlayıcı mahiyette bir fonksiyona sahiptir.
2- Özel Güvenlik personeli cadde ve sokak gibi kamuya açık alanlar dışında, görev alanı
belirlenmiş yerlerde görev yapar. Yakın koruma, kıymetli evrak ve para nakli gibi konularda
görev alanı değişkenlik arz edebilir.
3- Görev alanı içerisinde Genel kolluk olan Polis ve Jandarma’nın yetki ve sorumluluğuna
sahiptir.
4- Türkiye’de özel güvenlik hizmeti 3 şekilde uygulanır.
-Kurum-kuruluşlar kendi bünyelerinde özel güvenlik teşkilatı kurar.
-İçişleri Bakanlığından faaliyet izin belgesi alan şirketlerden hizmet satın alır.
-Yada karma şekilde koruma hizmeti yürütür.
5- 2004 yılından önceki yasal uygulama sadece birim bünyesindeki özel güvenlik
uygulamasına izin veriyordu.
Ayrıca, devlet güvenliği açısından korunması gereken hassas yerlerin zorunlu olarak
bu birimlerce korunmasını öngörüyordu.
6- 26 Haziran 2004 tarihinde yürürlüğe giren yeni yasa reform niteliğinde değişiklik ve
yenilikler getirmiştir.
7- Özel güvenlik kapsamına girmek ve çıkmak kurum ve kuruluşların tamamen serbest
iradesine dayanmaktadır.
8- Eskiden de varolan ve faaliyetlerini özel hukuk kapsamında yürüten ancak, görev, yetki ve
sorumlulukları belli olmayan özel güvenlik şirketleri yasa kapsamına alınmıştır.
9- Önceleri İçişleri Bakanlığı sorumluluğunda olan eğitim faaliyetleri, Özel güvenlik eğitim
kurumlarına devredilmiştir.
10- Silahsız görev yapacak özel güvenlik görevlileri için 18 yaş ve 90 saatlik, silahlı görev
yapacak özel güvenlik görevlileri için ise 21 yaş ve 120 saatlik temel eğitim zorunluluğu ve
yapılan sınavda başarılı olma şartı getirilmiştir. Ayrıca, her 5 yılda bir yenileme eğitiminden
geçilmesi gerekmektedir.
11- Başarı gösteren adayların görev alabilmesi için ayrıca sağlık ve diğer şartlara haiz
olması gerekir güvenlik tahkikatları yapılır yasada belirtilen suçlardan hüküm almamış
olanlara çalışma izin belgesi ve kimlik kartı verilerek özel güvenlik personeli olmalarına
imkan sağlanmaktadır.
12- Özel güvenlik faaliyetleri İçişleri Bakanlığı bünyesinde Genel kolluk olan Polis ve
Jandarma teşkilatlarına bağlı olarak yürütülmektedir.
13- Polis Teşkilatının merkez biriminde hizmet Şube Müdürlüğü düzeyinde yürütülmektedir.
14- Özellikle kamu kurum ve kuruluşları özel güvenlik personeli istihdam etmeye devam
etmektedir. Öyle ki, Kolluğun asli soruşturma işleri ve hizmet ekonomisi kapsamında, Polis
ve Jandarma Karakol ve Bina koruma hizmetleri ve nokta görevleri giderek Özel Güvenlik
tarafından sağlanmak durumunda kalacaktır.
15- Özel güvenlik görevlileri görev yaptığı yer itibariyle terör, sabotaj, kurum güvenliği,
hırsızlık vb. alanlarda genel kolluğun (Polis ve Jandarma) iş yükünü büyük oranda
azaltmıştır.
16- Yabancı Özel Güvenlik şirketlerinin Türkiye’de faaliyette bulunması veya ortaklık kurması
mütekabiliyet (karşılıklılık) esasına bağlıdır.
17- Mütekabiliyet ilkeleri çerçevesinde, Elçilikler ve Konsolosluklar başta olmak üzere
Hassas noktaların koruma hizmetlerinin özel güvenlik marifetiyle yürütülmesinde ulusal ve
uluslararası mevzuat açısından hiçbir engel yoktur. Bu yöndeki uygulamalarla karşılaşmamız
an meselesidir.
18- Şunu da vurgulamakta fayda var. Özel güvenlik uygulamaları konusunda Türkiye tam
güvenlikli bir ülkedir ve yabancı yatırımlar da büyük destek görmektedir.
19- Türkiye, Özel güvenlik uygulamaları ve teknolojik güvenlik konularında, özellikle Avrupa
Birliği ülkeleri başta olmak üzere, bu alanda ilerleme kaydeden tüm ülkelerle ortak girişim,
eğitim ve yatırım yapmaya açıktır.
20-) Türkiye’deki Özel güvenlik sisteminin kurulması ve yerleşmesinde yer alan ve bu alanda
yılın Bürokratı seçilmiş birisi olarak, bu alanda gerçekleştirilecek Kuruluş, Yatırım ve
organizasyonlarda, her türlü işbirliğine hazırız.

Atama Ve Tebrik Mesajı

Atama Ve Tebrik Mesajı 1600 1600 hbtlc_user

Tüm Emlak Danışmanları Birliği 18 Eylül 2024 tarih ve 8973 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile
Kurulmuş ve Başkanlığına Emlak Müşavirliği çözüm ortağımız Sayın Hakan AKÇAM getirilmiştir.
Uluslararası faaliyette bulunmak üzere kurulan Birliğin, ülkemiz tanıtım ve yatırımlarına büyük
hizmetlerde bulunacağından emin olarak, Birlik Başkanımız Sayın Hakan AKÇAM’ı tebrik ediyor,
başarılarının devamını diliyorum.
HBtlc Hukuk ve Danışmanlık
Av. Harun BOZKURT

Ortaklığın Giderilmesi

Ortaklığın Giderilmesi 1024 1024 hbtlc_user

ORTAK MÜLKİYET NEDİR?

Mülkiyet hakkının birden fazla kişide olması ortak mülkiyet olarak adlandırılmaktadır.
Ortak mülkiyet üçe ayrılmaktadır:
1) Paylı Mülkiyet (müşterek mülkiyet): Maddi olarak bölünmüş olmayan
malvarlığının birden fazla kişide payları oranlarında sahip olmasıdır.
2) Elbirliği Mülkiyeti: Taşınmaz mal üzerinde birden fazla kişinin paylarının
belirli olmadan sahip olmasıdır.
3) Kat Mülkiyeti: İnşaatı tamamlanmış bir taşınmazın bölümlerinin hangi amaçla
kullanılacağına dair bağımsız mülkiyet ve kullanım hakkı veren bir ispat
belgesidir.
Miras kalmasıyla oluşan veya diğer şekillerde kurulan ortak mülkiyet durumlarının
paylaşımlarında yaşanacak veya yaşanan sorunları ortadan kaldırmak ve kişilere adil
bir şekilde paylaşım yapmak için ortaklığın giderilmesi davası açılmalıdır.

ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASI NEDİR?
Ortaklığın giderilmesi davası, paylı ya da elbirliği mülkiyetine konu olan taşınır veya
taşınmaz malların paydaşlar veya ortaklar arasındaki birlikte mülkiyet ilişkisini
ortadan kaldırarak bireysel mülkiyete geçmesini sağlayan bu mümkün değilse, taşınır
veya taşınmaz ortak malın satışıyla elde edilen gelirin adil şekilde paylaşılmasını
sağlayan dava türüdür. Ortaklığın giderilmesi davası, “izale-i şüyu” olarak da bilinir.
Ortaklığın giderilmesi öncelikle talep halinde davaya konu olan ortak taşınır veya
taşınmaz malın paydaşlar arasında pay oranlarına göre dağıtılmasıyla sağlanır. Bu
durum “aynen taksim yöntemidir”. Aynen taksim yönteminin uygulanamadığı
durumlarda ise ortak mal satılarak paydaşlara payları doğrultusunda dağıtım sağlanır.
Ortaklığın giderilmesi davasının hukuki dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 642.,
698., 699. ve 703. maddeleridir.
Ortaklığın giderilmesi davaları için 5 Nisan 2023 tarihinde yayımlanan 7445 İcra ve
İflas Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 37.
maddesine göre zorunlu arabulucuk şartı getirilmiştir. İlgili maddeye göre 1 Eylül
2023 tarihinden itibaren ortaklığın giderilmesi davası açılmadan önce arabulucuya
gidilmesi zorunlu kılınmıştır.

ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASINDA TARAFLAR
Davaya konu olan ortak taşınır veya taşınmazın paydaşı veya paydaşları bu davayı
açabilir. Davacı tek bir paydaş olabileceği gibi birkaç paydaşın kararıyla da bu dava
süreci başlatılabilir. Buradaki tek şart paydaş olmaktır.
Eğer tek bir paydaş bu davayı açmışsa kalan tüm paydaşlar davalı olacaktır. Birden
fazla paydaşın davayı beraber açtığı durumda ise davalı kendileri dışında kalan
paydaşlar olacaktır.
Ortaklığın giderilmesi davasında tüm paydaşların yer alması zorunludur. Eğer
paydaşlardan birinin vefatı durumunda mahkemeden süre istenerek vefat eden paydaş
adına mirasçılık belgesi çıkarıldıktan sonra bu belgede ismi geçen bütün mirasçılar
davaya dahil edilmelidir.

ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ
MAHKEME

Ortaklığın giderilmesi davasında davaya konu malın değerine veya tutarına
bakılmaksızın görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir.
Ortaklığın giderilmesi davasında yetkili mahkeme ise dava konusu şey bir taşınmaz ise
bu taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Birden fazla taşınmazın dava konusu
edilmesi durumunda bu taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesinde dava
açılabilir.


ORTAKLIK GİDEREK ÖNÜNE GEÇİLMEZ SORUNA MI DÖNÜŞÜYOR?
Köylerden şehirlere göç ile birlikte, özellikle taşınmaz mallar konusunda hakimiyet
giderek kaybolmaktadır. Hatta öyle ki, kişiler, dedelerinden, ana babalarından
kendilerine miras kalan yerlerin neresi olduğunu dahi bilemez duruma gelmektedirler.
Bu yerler hiç bilmedikleri tanımadıkları kişiler tarafından ekilip biçilebilmektedir.
Zamanla, Zilyetlik yoluyla Tapu tescil davalarına dahi konu olup, tapulu olan yerin
mülkiyetinin bir başkasına geçmesi ile de karşılaşabilmektedir. Özellikle kadastro
çalışmalarından sonraki süreçlerde bu duruma sıklıkla rastlanmakta, pek çok tapulu
yer bu şekilde el değiştirdiğine şahit olmaktayız. Yurtdışında yaşayanlarda bu durum
daha da sıkıntılı bir hal almaktadır.
Ölüm haktır ve herkes bu dünyada ölümlüdür. Her ölümden sonra mirasçı ve ortak
sayıları giderek artmaktadır. Öyle ki, intikallerin zamanında yapılmamasından,

tapuların paylaşılmamasından kaynaklı olarak, süreç içerisinde küçük bir taşınmaz
üzerinde dahi yüzlerce mirasçı hak sahibi olabilmektedir. Böylece yargılama
masrafları bile asıl mülkten daha masraflı olabilmektedir.
Bu durumda da, özellikle Yurtdışındaki paydaşlara ulaşma ve tebligat konusunda ciddi
sıkıntılar yaşanabilmekte ve süreç uzayabilmektedir.